Denizden Sanata: “Mavi İz” ile Görünmeyeni Görmek

Marmara Denizi’nin derinliklerinde, çoğu zaman gözden ırak ama etkisi son derece yıkıcı bir tehdit var: hayalet ağlar. Terk edilmiş ya da kaybolmuş balıkçı ağları, yıllarca denizin içinde kalarak canlıları yakalamaya devam ediyor; ekosistemi sessizce tüketiyor. İşte tam bu görünmezliği görünür kılmak için çok paydaşlı bir girişim hayata geçirildi: “Mavi İz” Projesi.

Orzax’ın, Adalar Belediyesi, DenizTemiz Derneği/TURMEPA ve Su Altı Fotoğrafçıları ve Filmcileri Derneği iş birliğiyle yürüttüğü proje; deniz temizliğini yalnızca çevresel bir müdahale olarak değil, aynı zamanda kültürel ve sanatsal bir ifade alanı olarak konumlandırıyor. Çevre aktivizmi ile estetik üretimi bir araya getiren bu yaklaşım, klasik sosyal sorumluluk projelerinin ötesine geçiyor.

Sessiz Tehdit: Hayalet Ağlar

Dünya genelinde denizlerdeki plastik atıkların yaklaşık yüzde 10’unu oluşturan hayalet ağlar, görünmez bir avcılık mekanizması gibi çalışıyor. Balıkçı yok, tekne yok; fakat ağlar denizin içinde canlıları yakalamaya devam ediyor. Balıklar, kabuklular ve hatta deniz memelileri bu ağlara takılarak yaşamını yitiriyor. Dahası, deniz tabanındaki habitatlar fiziksel olarak zarar görüyor.

“Mavi İz” kapsamında uzman dalgıçlar tarafından gerçekleştirilen dalışlarla Marmara Denizi’nin belirli noktalarında hayalet ağ tespiti yapıldı ve ardından bu ağlar titizlikle deniz tabanından çıkarıldı. 14 ve 17 Şubat tarihlerinde gerçekleştirilen iki ayrı dalış, yalnızca temizlik operasyonu değil; aynı zamanda kayıt altına alınmış bir farkındalık süreciydi. Denizden çıkarılan her ağ, aslında kurtarılan bir yaşamı simgeliyordu.

Sağlık Ekosistemde Başlar

Projenin çıkış noktası yalnızca çevre değil, aynı zamanda insan sağlığı. Orzax CEO’su Yunus Emre Alimoğlu, denizlerin korunmasının Omega-3 kaynaklarının sürdürülebilirliği açısından hayati önem taşıdığını vurguluyor. 3 Mart Dünya Omega-3 Günü kapsamında şekillenen proje, sağlıklı yaşamın yalnızca bir ürünle değil; sağlıklı bir ekosistemle mümkün olduğu fikrini merkeze alıyor.

Bu yaklaşım, kurumsal sosyal sorumluluğu stratejik bir vizyonla buluşturuyor. IFOS sertifikalı üretim ve sürdürülebilir iş ortaklıklarıyla küresel ölçekte kalite standardı oluşturmaya çalışan marka, çevresel sorumluluğu iş modelinin ayrılmaz bir parçası olarak konumluyor.

Atıktan Anlama: Sanatın Dönüştürücü Gücü

Projeyi özgün kılan en önemli adımlardan biri, denizden çıkarılan atıkların sanat eserine dönüştürülmesi oldu. Heykel sanatçısı Büşra Kölmük, hayalet ağları kullanarak anne ve yavru balık figürlerinden oluşan bir eser tasarladı. Alt figürü koruyucu bir anne, üst figürü ise yavru olarak kurgulayan sanatçı; doğadaki aile yapısının ve ekolojik dengenin kırılganlığını sembolik bir anlatımla görünür kıldı.

Sanat burada yalnızca estetik bir araç değil; bir hafıza üretim biçimi. Deniz dibinde fark edilmeden varlığını sürdüren atıklar, galeride ya da kamusal alanda karşılaşılan bir form hâline gelerek izleyiciyi düşünmeye davet ediyor.

Yerelden Küresele Mesaj

Ali Ercan Akpolat ve Mine Göknar gibi yerel yönetim ve sivil toplum temsilcileri, hayalet ağlarla mücadelenin ertelenemez bir sorumluluk olduğunun altını çiziyor. Tv programcısı ve doğa aktivisti Güven İslamoğlu ise sorunun küresel boyutuna dikkat çekerek, Türkiye’de son dönemde milyonlarca metrekare ağın denizlerden çıkarıldığını hatırlatıyor.

“Mavi İz”, bu anlamda yalnızca bir temizlik çalışması değil; kamusal bilinç üretimi. Denizden çıkarılan her ağ, sanatla yeniden yorumlanan her atık, aslında şu soruyu hatırlatıyor: Sağlıklı bir yaşam mümkün mü, eğer denizler sağlıklı değilse?

Yanıt net: Deniz varsa hayat var. Ve hayat, bazen en güçlü mesajını sessiz derinliklerden verir.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir