Kurucular vs. Fon: Getir’de Kontrol Savaşı

Küresel girişimcilik ekosisteminin en dikkat çekici hikâyelerinden biri olan Getir, bu kez büyüme stratejileriyle değil, ortaklık yapısı ve hukuki süreciyle gündemde. Şirketin kurucuları Nazım Salur ve Serkan Borançılı, Abu Dabi merkezli egemen varlık fonu Mubadala Investment Company’ye karşı Londra’da en az 700 milyon dolarlık dava açtı. Süreç, yalnızca taraflar arasındaki bir ticari anlaşmazlık değil; aynı zamanda hızlı büyümenin ardından gelen yeniden yapılanma dönemlerinin ne denli karmaşık olabileceğini gösteren çarpıcı bir örnek niteliğinde.

Dava dilekçesi, Financial Times tarafından kamuoyuna duyuruldu. İddiaya göre kurucular, 2024 yılında varılan yeniden yapılandırma anlaşması kapsamında kendilerine devredilmesi gereken bazı stratejik varlıkların aktarılmadığını öne sürüyor. Dosya, Londra Yüksek Mahkemesi’ne sunuldu ve taraflar arasındaki mutabakatın ihlal edildiği iddiasına dayanıyor.

Yeniden Yapılandırma ve Kontrol Dengesi

Hatırlanacağı üzere Getir, 2022 yılında yaklaşık 12 milyar dolar değerlemeye ulaşarak Avrupa’nın en hızlı büyüyen girişimlerinden biri olmuştu. Ancak artan faiz oranları ve teknoloji hisselerindeki küresel değer kaybı, agresif büyüme modelini sürdürülebilir olmaktan uzaklaştırdı. Bu çerçevede 2024 Haziran’ında Mubadala ile 250 milyon dolarlık bir nakit enjeksiyonu ve Türkiye operasyonlarında çoğunluk kontrolünün fona geçmesini içeren bir yeniden yapılandırma planı açıklandı.

Planın temel mantığı ikiye ayrılmış bir yapıydı: Türkiye’deki market operasyonları yatırımcı kontrolünde kalırken, bazı uluslararası ve yan varlıkların kurucuların kontrolüne geçmesi öngörülüyordu. Ancak kurucular, yalnızca ABD merkezli FreshDirect ve e-ticaret platformu n11’in devredildiğini; buna karşılık Getir Finans gibi daha yüksek değer atfedilen varlıkların aktarılmadığını savunuyor.

Satış Hamlesi ve Zamanlama

Dava sürecinin zamanlaması da dikkat çekici. Mubadala, kısa süre önce Getir’in Türkiye’deki gıda dağıtım işini Uber’e 335 milyon dolar karşılığında sattığını açıklamıştı. Bu satış, fonun operasyonel sadeleşme ve varlık optimizasyonu stratejisinin bir parçası olarak yorumlanırken; kurucuların açtığı dava, yeniden yapılandırma anlaşmasının yorumlanış biçimine dair ciddi bir görüş ayrılığına işaret ediyor.

Dilekçede ayrıca Aralık 2024’te sunulan yeni teklifin, önceki mutabakata kıyasla “önemli ölçüde sapma” içerdiği ve kurucular açısından dezavantajlı şartlar barındırdığı belirtiliyor. Mubadala cephesi ise kamuoyuna henüz resmi bir savunma sunmuş değil.

Girişimcilik Ekosistemi İçin Ne Anlama Geliyor?

Bu dava, yalnızca bir şirketin iç anlaşmazlığı olarak okunmamalı. Hızlı ölçeklenme dönemlerinde yapılan yüksek değerlemeler, kriz dönemlerinde yeniden müzakere masasına taşınabiliyor. Kurucular ile finansal yatırımcılar arasındaki kontrol, varlık devri ve stratejik yönelim konuları; özellikle unicorn statüsüne ulaşmış girişimlerde daha da hassas bir denge gerektiriyor.

Getir örneği, Türkiye çıkışlı bir girişimin küresel finans ve hukuk sahnesinde nasıl konumlandığını göstermesi bakımından da önemli. Sürecin nasıl sonuçlanacağı belirsizliğini korurken, dava dosyası girişimcilik tarihine kurucu-yatırımcı ilişkileri açısından öğretici bir vaka olarak şimdiden kayda geçmiş durumda.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir