Şimdi yükleniyor

Sessizliğin Sesi: 4’33” ile Gelen Protesto

Bir üniversite kampüsünde yükselen en güçlü ses bazen gerçekten duyulmayan olandır. Boğaziçi Üniversitesi Müzik Kulübü, kulüp odalarının boşaltılması ve kapı kilitlerinin değiştirilmesi sonrası tepkisini alışılmış protesto biçimlerinin dışına taşıyarak müzik tarihinin en radikal eserlerinden biriyle dile getirdi: John Cage’in 1952 tarihli bestesi 4’33”.

Üniversite yönetimi tarafından Müzik Kulübü’nün yanı sıra Sualtı Sporları Kulübü, Güzel Sanatlar Kulübü ve Spor Kurulu’na ait odaların boşaltılmasının ardından başlayan süreç, kampüs içinde yeni bir ifade alanı yarattı. Müzik Kulübü üyeleri, oda önünde yaptıkları icraların engellenmesi üzerine, enstrümanlarını ellerine alarak üç bölümden oluşan ve toplam dört dakika otuz üç saniyelik sessizlikten meydana gelen bu eseri seslendirdi.

Cage’in bestesi, klasik anlamda notalardan değil, icra anındaki çevresel seslerden oluşur. Dinleyici, bu eserde edilgen bir konumda değildir; ortamın uğultusu, nefes alışlar, ayak sesleri ve bekleyişin kendisi performansın parçasına dönüşür. Kulübün sosyal medya açıklamasında yer verdiği “Dinleyici müziğin asıl icracısıdır” vurgusu, tam da bu yaklaşımı hatırlatıyor. Enstrümanların susturulduğu bir ortamda dahi müziğin var olabileceği iddiası, protestonun kavramsal çerçevesini oluşturuyor.

7 Şubat sabahı kampüs kapısının kapatıldığını ve yıllardır faaliyet yürüttükleri odanın ellerinden alındığını belirten kulüp üyeleri, odalarına yeniden kavuşuncaya dek kapılarının önünde çalmaya devam edeceklerini ifade ediyor. Ancak bu “çalma” eylemi, yalnızca melodik bir üretimi değil; mekân, aidiyet ve ifade özgürlüğü üzerine bir tartışmayı da beraberinde getiriyor.

Bu performans, üniversite kültüründe kulüplerin yalnızca sosyal alanlar değil; üretim, dayanışma ve kimlik inşası mekânları olduğunu hatırlatıyor. 4’33” ise burada yalnızca bir beste değil; susturulma iddiasına karşı geliştirilen sembolik bir yanıt.

Sessizlik bu kez boşluk değil, anlam yüklü bir alan olarak karşımıza çıkıyor. Ve belki de kampüste en çok konuşulan şey, tam olarak o dört dakika otuz üç saniyelik sessizlik oluyor.

Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü 3. sınıf öğrencisiyim. İnsan ilişkilerinde aktif, iletişimi güçlü ve ekip çalışmasına yatkın bir birey olarak iletişim alanında hem akademik hem profesyonel yönde kendimi sürekli geliştirmeye çalışıyorum. Üniversite hayatım boyunca birçok toplulukta aktif rol alarak farklı projelerde yer alma fırsatı buldum. AGZ24, ESN, TEMA ve ILSC gibi topluluklarla çeşitli organizasyonlarda görev alarak ekip yönetimi, planlama ve halkla ilişkiler becerilerimi geliştirdim. Yeşil Küp Topluluğu Yönetim Ekibi üyesi olarak hem sosyal sorumluluk hem de öğrenci iletişimi alanlarında projeler yürütmekteyim. Yaz döneminde Tarımca programında ve Agro TV ekranlarında asistanlık yaparak medya iletişimi ve yayıncılık alanında deneyim kazandım. Ayrıca Karaboğa Lojistik’te PR danışmanlığı görevinde bulunarak kurumsal iletişim, marka imajı ve dijital strateji konularında profesyonel uygulama fırsatı elde ettim. Bunların yanı sıra Think&Talk Blog platformunu kurarak, medya, halkla ilişkiler, üniversite yaşamı ve sektörel gelişmeler üzerine içerikler üretiyorum. Aynı zamanda Dezenformasyonla Mücadele Medya Ekibi içinde yer alarak doğru bilgilendirme ve medya okuryazarlığı alanında gönüllü çalışmalar yürütüyorum. Coorbiz Akademi’de devam eden eğitimimle kariyer gelişimimi destekliyor; proje yönetimi, dijital iletişim ve içerik üretimi konularında yetkinliğimi artırmayı hedefliyorum. Amerikan Kültür’de İngilizce eğitimi alarak global iletişim becerilerimi güçlendiriyorum. Araştırmayı, üretmeyi ve öğrenmeyi seven biri olarak; iletişim, medya ve halkla ilişkiler alanlarında fark yaratan projelerde yer almaktan büyük bir mutluluk duyuyorum.

Yorum gönder