Şimdi yükleniyor

Av Değil, Yaşam Alanı: Tavşan Adası’nın Kırılgan Ekosistemi Üzerine Bir Bakış

Marmara Denizi, Türkiye’nin en yoğun insan etkisi altındaki denizlerinden biri. Sanayi, turizm, balıkçılık ve kirlilik baskıları, denizin ekosistemlerini sürekli tehdit ediyor. Ancak bu olumsuzluklara rağmen, Marmara’nın son sığınaklarından biri hâlâ nefes alıyor: Tavşan Adası. Bu ada, sadece doğal güzellikleriyle değil, aynı zamanda hassas mercan toplulukları ve genç balık popülasyonları için kritik bir üreme ve gelişim alanı olmasıyla da öne çıkıyor.

2021 yılında Cumhurbaşkanlığı kararıyla Marmara Denizi’nin ilk ve tek “Kesin Korunacak Hassas Alanı” ilan edilen Tavşan Adası, yüksek koruma statüsüne sahip olmasına rağmen hâlâ ciddi baskılarla karşı karşıya. İşte tam bu noktada, WWF-Türkiye ve Deniz Yaşamını Koruma Derneği’nin (DYKD) yürüttüğü “Av Değil, Yaşam Alanı” kampanyası devreye giriyor. Kampanya, adanın kırılgan ekosistemine yönelik tehditleri görünür kılarken, sürdürülebilir ve etkin bir koruma yaklaşımının önemini vurguluyor.

DYKD, 2017’den bu yana sahada aktif rol alarak Tavşan Adası’nın korunmasına katkı sağlıyor. Deniz Koruculuğu Sistemi aracılığıyla adanın mercan ekosistemleri 7/24 izleniyor, deniz tabanındaki hayalet ağlar temizleniyor ve tüm bu çalışmaların verileri Hayalet Balıkçılık Raporu ile kamuoyuna aktarılıyor. 2025 yılında ise Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından ada, III. derece arkeolojik sit alanı olarak tescillendi. Bu gelişmeler, adanın hem doğal hem de kültürel değerlerinin korunması açısından kritik öneme sahip.

Ancak sahadaki tüm çabalara rağmen, avcılık baskısı, deniz kirliliği, artan insan faaliyetleri ve denetim eksiklikleri, alanın kırılgan ekosistemi üzerinde hâlâ ciddi riskler oluşturuyor. En yüksek koruma statüsüne sahip bir bölge dahi, etkili yönetim planları ve güçlü uygulama mekanizmaları olmadan kalıcı olarak korunamıyor. WWF-Türkiye ve DYKD’nin iş birliğiyle yürütülen kampanya, işte bu noktada devreye giriyor; Tavşan Adası’nın yalnızca bir “koruma alanı” değil, aynı zamanda tüm canlılar için bir yaşam alanı olduğunun altını çiziyor.

Av değil, yaşam alanı. Bu slogan, sadece bir çağrı değil; Marmara Denizi’nin geleceğini şekillendirecek bilinçli koruma adımlarının da sembolü. Tavşan Adası, doğanın kırılgan dengesiyle insanın sorumluluğunu bir araya getiren önemli bir örnek olarak öne çıkıyor.

Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler ve Tanıtım bölümü 3. sınıf öğrencisiyim. İnsan ilişkilerinde aktif, iletişimi güçlü ve ekip çalışmasına yatkın bir birey olarak iletişim alanında hem akademik hem profesyonel yönde kendimi sürekli geliştirmeye çalışıyorum. Üniversite hayatım boyunca birçok toplulukta aktif rol alarak farklı projelerde yer alma fırsatı buldum. AGZ24, ESN, TEMA ve ILSC gibi topluluklarla çeşitli organizasyonlarda görev alarak ekip yönetimi, planlama ve halkla ilişkiler becerilerimi geliştirdim. Yeşil Küp Topluluğu Yönetim Ekibi üyesi olarak hem sosyal sorumluluk hem de öğrenci iletişimi alanlarında projeler yürütmekteyim. Yaz döneminde Tarımca programında ve Agro TV ekranlarında asistanlık yaparak medya iletişimi ve yayıncılık alanında deneyim kazandım. Ayrıca Karaboğa Lojistik’te PR danışmanlığı görevinde bulunarak kurumsal iletişim, marka imajı ve dijital strateji konularında profesyonel uygulama fırsatı elde ettim. Bunların yanı sıra Think&Talk Blog platformunu kurarak, medya, halkla ilişkiler, üniversite yaşamı ve sektörel gelişmeler üzerine içerikler üretiyorum. Aynı zamanda Dezenformasyonla Mücadele Medya Ekibi içinde yer alarak doğru bilgilendirme ve medya okuryazarlığı alanında gönüllü çalışmalar yürütüyorum. Coorbiz Akademi’de devam eden eğitimimle kariyer gelişimimi destekliyor; proje yönetimi, dijital iletişim ve içerik üretimi konularında yetkinliğimi artırmayı hedefliyorum. Amerikan Kültür’de İngilizce eğitimi alarak global iletişim becerilerimi güçlendiriyorum. Araştırmayı, üretmeyi ve öğrenmeyi seven biri olarak; iletişim, medya ve halkla ilişkiler alanlarında fark yaratan projelerde yer almaktan büyük bir mutluluk duyuyorum.

Yorum gönder