İyiliğin özü, doğadan sofraya uzanan bir hikâyede
Pol’s, yeni reklam filmiyle “Özünde iyilik var” diyerek üretim anlayışını odağına alıyor. Freeze Fresh ve Gurme ürün gruplarını merkeze alan kampanya; doğadan gelen hammaddenin özünü koruma fikrini, üretim teknolojisi ve sürdürülebilirlik yaklaşımıyla bir araya getiriyor.
“İyi” olmak bugün markaların sıkça kullandığı bir ifade. Ancak Pol’s, yeni iletişim kampanyasında bu kavramı yalnızca bir söylem olarak bırakmak yerine, üretimin başlangıcından tüketicinin sofrasına kadar uzanan bir sürecin parçası olarak ele alıyor. “Pol’s, Özünde iyilik var” sloganıyla hazırlanan yeni reklam filmi, markanın doğadan elde edilen hammaddeleri mümkün olduğunca özünü koruyarak tüketiciyle buluşturma yaklaşımını anlatıyor.
Co.Brand Reklam Ajansı imzası taşıyan filmin seslendirmesinde ise Okan Bayülgen yer alıyor. Televizyon ve dijital mecralarda eş zamanlı olarak yayınlanan çalışma, izleyiciyi yalnızca ürünlerle değil, bu ürünlerin arkasındaki üretim yolculuğuyla da buluşturuyor.
İyilik, tarlada başlıyor
Reklam filmi “Herkes iyi olduğunu söyler ama iyi olmak söylemek kadar kolay mı?” sorusuyla açılıyor. Bu soru, kampanyanın temel fikrini ortaya koyarken izleyiciyi markanın üretim anlayışına doğru bir yolculuğa çıkarıyor.
Tarlada başlayan hikâye, meyvelerin toplanmasından üretim tesislerine, oradan da günlük hayatın farklı anlarına uzanıyor. Parkta zaman geçiren anne ve çocuktan yoga buluşmasına, arkadaşlarla geçirilen sosyal anlardan aile sofralarına kadar farklı yaşam kesitleri, ürünlerin gündelik hayattaki karşılığını gösteriyor.
Bu anlatının merkezinde ise doğadan gelen ürünün üretim sürecinde geçirdiği dönüşüm bulunuyor. Pol’s, farklı teknolojiler kullanan ürün gruplarını aynı fikir etrafında buluşturuyor: Hammaddenin karakterini ve özünü mümkün olduğunca korumak.
Teknoloji, doğanın önüne geçmiyor
Kampanyanın öne çıkan ürün gruplarından Pol’s Freeze Fresh, mevsiminde Ermenek’te toplanan meyvelerin dondurarak kurutma teknolojisiyle işlenmesiyle hazırlanıyor. Freeze-dry olarak bilinen bu yöntem, meyvenin tadı, rengi ve doğal yapısının büyük ölçüde korunmasına imkân tanıyor.
Ortaya çıkan ürün, klasik atıştırmalık anlayışından farklı bir alternatif sunarken markanın “özünde iyilik var” söylemini de üretim aşamasına taşıyor. Üstelik seride ek katkı maddesi ve koruyucu kullanılmadan ürünlerin çıtır bir forma dönüştürülmesi hedefleniyor.
Pol’s Gurme ürün grubunda ise Ermenek’in tarımsal üretimi ileri teknoloji altyapısıyla işleniyor. Burada dikkat çeken unsurlardan biri de markanın tedarik zincirine yaklaşımı. Türkiye’nin farklı bölgelerindeki çiftçilerle yürütülen sözleşmeli tarım modeli, ürünlerin tarladan sofraya uzanan yolculuğunun daha izlenebilir bir yapı içerisinde ilerlemesini amaçlıyor.
Üretimin merkezinde insan da var
Pol’s’un üretim yaklaşımının bir diğer dikkat çekici tarafı ise kadın istihdamı. Şirket, üretim süreçlerinde yüzde 85’in üzerinde kadın istihdamı sağlıyor. Böylece kampanyanın “iyilik” söylemi yalnızca ürünün kendisiyle sınırlı kalmıyor; üretimin içinde yer alan insanlara ve tarımsal ekosisteme de uzanıyor.
Bu açıdan bakıldığında “Özünde iyilik var” kampanyası, bir reklam filminden daha geniş bir marka anlatısına dönüşüyor. Tarladaki üreticiden fabrikadaki çalışana, kullanılan teknolojiden tüketicinin sofrasına kadar birbirini tamamlayan bir zincir kuruluyor.
Pol’s’un yeni iletişim çalışması, günümüzde tüketicinin yalnızca “ne satın aldığını” değil, satın aldığı ürünün nasıl üretildiğini de merak ettiği bir döneme denk geliyor. Markanın bu soruya verdiği yanıt ise doğadan geleni dönüştürürken özünü kaybetmemek üzerine kuruluyor.
Sonuçta kampanyanın asıl mesajı oldukça yalın: İyilik yalnızca söylenen bir kelime değil; üretimde, seçimlerde ve ortaya konulan değerde karşılığı olan bir yaklaşım.
Pol’s da yeni reklam filmiyle bu yaklaşımı tarladan sofraya uzanan bir hikâyeye dönüştürüyor.



Yorum gönder